adjective

touching

dokunaklı, içli

It was a touching story of friendship.

Dokunaklı bir dostluk hikayesiydi.

Her farewell speech was very touching.

Veda konuşması çok dokunaklıydı.

a touching ((noun)) dokunaklı bir (isim) It was a touching story of friendship.

((to be)) touching dokunaklı olmak Her farewell speech was very touching.

Eş anlamlılar: moving, poignant, heartwarming; Zıt anlamlılar: unaffecting, cold

'touch' (dokunmak) fiilinin sıfat-fiil halinden gelir. Birinin duygularına 'dokunma' niteliğine sahip bir şeyi tanımlar.

Kalbinize aktif olarak 'dokunan', sizi duygulandıran bir hikaye veya jest düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.