traces
Çeviri
izler, kalıntılar, eser miktar
Örnekler
The police found traces of blood at the scene.
Polis olay yerinde kan izleri buldu.
The food may contain traces of nuts.
Yiyecek eser miktarda fındık içerebilir.
There were no traces of the ancient city.
Antik şehirden hiçbir iz yoktu.
Dilbilgisi Kalıpları
((traces)) of sth. bir şeyin izleri Eski bir yerleşimin izlerini buldular. (They found traces of an old settlement.)
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: signs, marks, evidence, vestiges
Etimoloji
Eski Fransızca 'trace' (bir iz) kelimesinden, 'tracer' (izini sürmek) fiiliyle ilgilidir.
Hafıza İpuçları
Bir 'yarış' (race) pistinde geride bırakılan 'izleri' (traces) düşünün - ayak izleri veya lastik izleri.