adjective

bare

çıplak, boş, yalın, sade

The trees are bare in winter.

Ağaçlar kışın çıplaktır.

He walked with bare feet.

Çıplak ayakla yürüdü.

The room was bare, with only a bed.

Oda boştu, sadece bir yatak vardı.

She told him the bare facts.

Ona çıplak gerçekleri anlattı.

((bare)) + isim çıplak, boş Duvarlar boş.

Eş anlamlılar: naked, uncovered, empty; Zıt anlamlılar: covered, clothed, full

Eski İngilizce'de 'örtüsüz' anlamına gelen 'bær' kelimesinden gelir.

İçinde hiçbir şey olmayan 'boş' (bare) bir oda düşünün. Veya çorapsız, ayakkabısız 'çıplak' (bare) ayakları düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.