verb

trespass

izinsiz girmek, tecavüz etmek

He was arrested for trespassing on private property.

Özel mülke izinsiz girdiği için tutuklandı.

Don't trespass on their kindness.

Onların nezaketini suistimal etme.

((sth.))'a izinsiz girmek (sth.)'a izinsiz girmek He was trespassing on private land.

Eş anlamlılar: intrude, infringe, encroach

Eski Fransızca 'trespasser' kelimesinden, 'tres-' (karşısına, ötesine) + 'passer' (geçmek). Kelimenin tam anlamıyla bir sınırın 'ötesine geçmek'.

'Trespass' kelimesini, geçmemeniz gereken bir çizgiyi veya sınırı 'karşıya geçmek' (pass across) olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.