troubled
Çeviri
sorunlu, endişeli, sıkıntılı
Örnekler
He had a troubled expression on his face.
Yüzünde endişeli bir ifade vardı.
She comes from a troubled background.
Sorunlu bir geçmişi var.
We live in troubled times.
Sıkıntılı zamanlarda yaşıyoruz.
Dilbilgisi Kalıpları
endişeli bir ((isim)) endişe veya kaygı gösteren bir (isim) Yüzünde endişeli bir ifade vardı.
sorunlu bir ((isim)) sorunlarla dolu bir (isim) Sorunlu bir geçmişi var.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: worried, anxious, concerned, problematic (endişeli, kaygılı, ilgili, sorunlu)
Etimoloji
'to trouble' fiilinin sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacı. Sorundan etkilenmiş bir durumu tanımlar.
Hafıza İpuçları
'Troubled' kelimesini 'sorunla dolu' olarak düşünün. '-ed' eki, bir şeyin neden olduğu bir durumu gösterir.