noun

truth

gerçek, hakikat, doğruluk

You should always tell the truth.

Her zaman doğruyu söylemelisin.

The truth of the matter is complex.

Meselenin gerçeği karmaşık.

There is some truth in what he says.

Söylediklerinde biraz gerçeklik payı var.

doğruyu söylemek Doğruyu söylemelisin.

((sth.)) gerçeği Hikayenin gerçeği ne?

gerçek şu ki... Gerçek şu ki unuttum.

Eş anlamlılar: gerçek, olgu, hakikat; Zıt anlamlılar: yalan, yanlış

Eski İngilizce'de 'inanç, sadakat, doğruluk' anlamına gelen 'trīewþ' kelimesinden gelir. 'true' (doğru) kelimesiyle ilişkilidir.

Bunu bir yalanın karşıtı olarak düşünün. Mahkemede 'gerçeği' söyleyeceğinize yemin ettiğinizi hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.