adjective

turbulent

çalkantılı, türbülanslı, fırtınalı

We flew through turbulent air.

Türbülanslı havada uçtuk.

He had a turbulent political career.

Çalkantılı bir siyasi kariyeri vardı.

çalkantılı bir ((isim)) Tarihte çalkantılı bir dönemdi.

Eş anlamlılar: unstable, chaotic, stormy; Zıt anlamlılar: calm, peaceful, stable

Latince 'turbulentus' kelimesinden, o da 'turba' (kalabalık, kargaşa) kelimesinden gelir. 'turbulence' kelimesinin sıfat halidir.

Bir şeyin türbülans *dolu* olduğunu tanımlar. Çalkantılı bir deniz, kargaşa doludur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.