adjective

underlying

altında yatan, temel, asıl

What is the underlying cause of the problem?

Sorunun altında yatan neden nedir?

There is an underlying assumption in his argument.

Onun argümanında altta yatan bir varsayım var.

an underlying ((isim)) altında yatan bir ~ Kitabın altında yatan tema aşktır.

Eş anlamlılar: fundamental, basic, essential; Zıt anlamlılar: superficial, obvious

'under' (altında) + 'lying' (yatan) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'altında yatan' demektir ve temel olan ama belirgin olmayan şeye atıfta bulunur.

Bir evin 'altında yatan' temelini düşünün. Gerçek, genellikle görünmeyen destek veya nedendir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.