adjective

uneven

engebeli, düz olmayan, dengesiz

The old road was uneven and bumpy.

Eski yol engebeli ve bozuktu.

The distribution of wealth is very uneven.

Servet dağılımı çok dengesiz.

It was an uneven contest from the start.

Başından beri denk olmayan bir müsabakaydı.

((uneven)) + Noun engebeli Be careful on the uneven pavement.

Synonyms: irregular, bumpy, unequal; Antonyms: even, smooth, level

'un-' (olumsuzluk) ön eki + 'even' (düz, eşit). Düz, pürüzsüz veya düzenli olmayan anlamına gelir.

'not even' (düz değil) olarak düşünün. Engebeli (uneven) bir yüzey, 'düz olmayan' bir yüzeydir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.