adjective

unexpected

beklenmedik, umulmadık

His resignation was completely unexpected.

İstifası tamamen beklenmedikti.

We had some unexpected guests last night.

Dün gece beklenmedik misafirlerimiz vardı.

((unexpected)) + Noun beklenmedik We received some unexpected news.

Synonyms: surprising, unforeseen, sudden; Antonyms: expected, predictable

'un-' (olumsuzluk) ön eki + 'expect' (beklemek) + '-ed'. Beklenmeyen veya olması muhtemel görülmeyen bir şey anlamına gelir.

Parçalara ayırın: 'un-' (değil) + 'expected' (beklenen). Beklemediğiniz bir şey. Beklenmedik bir parti, sürpriz bir partidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.