verb

unite

birleştirmek, birleşmek, bir araya getirmek

The two countries decided to unite.

İki ülke birleşmeye karar verdi.

We must unite against the common enemy.

Ortak düşmana karşı birleşmeliyiz.

The leader united the different tribes.

Lider farklı kabileleri birleştirdi.

((sb./sth.)) (birini/bir şeyi) birleştirmek Lider farklı kabileleri birleştirdi.

((against sb./sth.)) (birine/bir şeye) karşı birleşmek Ortak düşmana karşı birleşmeliyiz.

Eş anlamlılar: join, combine, merge; Zıt anlamlılar: divide, separate

Latince 'bir' anlamına gelen 'unus' kelimesinden gelir. 'Unite' şeyleri 'bir' yapmak anlamına gelir.

'Unit' (birim) kelimesini düşünün. 'Unite', birçok şeyi tek bir 'unit' haline getirmektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.