adjective

unlikely

olası olmayan, muhtemel olmayan

It is unlikely to rain today.

Bugün yağmur yağması pek olası değil.

He is an unlikely hero.

O, beklenmedik bir kahraman.

It's unlikely that she will agree.

Onun kabul etmesi pek olası değil.

It is unlikely ((that ...)) ...olması muhtemel değil It's unlikely that she will agree.

It is unlikely ((to-inf)) ...-ması muhtemel değil It is unlikely to rain today.

an unlikely ((noun)) beklenmedik bir (isim) He is an unlikely hero.

Eş anlamlılar: improbable, doubtful; Zıt anlamlılar: likely, probable

'un-' (olumsuzluk) öneki ve 'likely' (olası) kelimesinden gelir.

Bunu 'olası değil' olarak düşünün. Bir olay 'unlikely' ise, gerçekleşmesi pek olası değildir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.