adjective

unprecedented

eşi görülmemiş, emsalsiz

The company saw unprecedented growth last year.

Şirket geçen yıl eşi görülmemiş bir büyüme kaydetti.

((unprecedented)) + isim ((...)) eşi görülmemiş (...) This is an unprecedented situation.

Synonyms: unparalleled, novel, unique; Antonyms: common, familiar, precedented

'un-' (olumsuzluk) + 'precedent' (emsal) + '-ed' (sıfat eki). Kelimenin tam anlamı 'emsali olmayan'.

'un-pre-' diye düşünün. 'Pre' önce demektir. Yani *daha önce* olmamış bir şey.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.