verb

unravel

çözmek, sökmek, aydınlatmak

The sweater started to unravel.

Kazak sökülmeye başladı.

They tried to unravel the complex mystery.

Karmaşık gizemi çözmeye çalıştılar.

Her perfect life began to unravel.

Mükemmel hayatı çözülmeye başladı.

((sth.)) çözülür (bir şey) dağılır veya bozulmaya başlar The plot begins to unravel in the final chapter.

((sth.))'i çözmek karmaşık (bir şeyi) çözmek veya açıklamak The detective unraveled the secret code.

Eş anlamlılar: çözmek, aydınlatmak, dağılmak; Zıt anlamlılar: dolaştırmak, karmaşıklaştırmak, örmek

un- (tersine çevirme) + ravel (dolaştırmak) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla, bir dolaşıklığı tersine çevirmek.

Bir kazaktan tek bir iplik çektiğinizi ve her şeyin 'söküldüğünü' veya dağıldığını izlediğinizi hayal edin. Bu, gizemler ve planlar için de geçerlidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.