adjective

unsatisfactory

yetersiz, tatmin edici olmayan

The results of the experiment were unsatisfactory.

Deneyin sonuçları yetersizdi.

His performance in the new role was unsatisfactory.

Yeni görevindeki performansı yetersizdi.

((sth.)) is unsatisfactory (bir şey) yetersizdir The service was unsatisfactory.

Eş anlamlılar: inadequate (yetersiz), unacceptable (kabul edilemez); Zıt anlamlılar: satisfactory (tatmin edici), acceptable (kabul edilebilir)

'un-' (olumsuzluk) + Latince 'yeterince yapmak' anlamına gelen 'satisfacere'den türeyen 'satisfactory' (tatmin edici).

Bir şey 'un-satisfactory' ise, sizi 'satisfy' (tatmin) etmez.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.