adjective

unusual

olağandışı, garip, nadir

It's unusual for him to be late.

Onun geç kalması olağandışı.

She has a very unusual name.

Çok sıra dışı bir ismi var.

olağandışı bir ((isim)) Bu olağandışı bir durum.

((birinin)) ((bir şey yapması)) olağandışı Onun sinirlenmesi olağandışı.

Eş anlamlılar: uncommon, strange, rare; Zıt anlamlılar: common, normal, usual

"un-" (olumsuzluk) öneki ve "usual" (olağan) sıfatından gelir.

"Olağan değil" olarak hatırlayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.