adjective

upbeat

neşeli, iyimser, canlı

She has an upbeat personality.

Onun neşeli bir kişiliği var.

The report ended on an upbeat note.

Rapor iyimser bir notla bitti.

((upbeat)) + isim neşeli, iyimser İyimser bir tavır sergiledi.

Eş anlamlılar: optimistic, cheerful, positive; Zıt anlamlılar: pessimistic, downbeat, negative

'up' (yukarı) + 'beat' (vuruş) kelimelerinden gelir. Aslen bir orkestra şefinin bagetinin yukarı doğru hareketini ifade eden bir müzik terimiydi, şimdi neşeli veya iyimser anlamına geliyor.

Müzikte sizi 'yukarı' çeken, yani neşelendiren hızlı, mutlu bir 'ritim' (beat) düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.