adjective

urgent

acil, ivedi

I have an urgent message for you.

Sizin için acil bir mesajım var.

The need for blood donors is urgent.

Kan bağışçılarına olan ihtiyaç acildir.

((bir)) acil ((isim)) acil bir ((isim)) Acil bir yardım çağrısıydı.

((bir şey)) acildir ((bir şey)) acildir Mesele acildir.

Synonyms: pressing, critical, crucial; Antonyms: trivial, unimportant

Latince 'bastırmak, sürmek' anlamına gelen 'urgere' kelimesinden gelir. Bir şeyin sizi harekete geçmeye 'ittiğini' hayal edin.

Türkçedeki 'argo' kelimesi gibi düşünün, ama 'acil' bir durum için. 'Urgent' bir 'agent' (ajan) gibi hemen harekete geçmenizi gerektirir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.