verb

utter

söylemek, dile getirmek, telaffuz etmek

She did not utter a single word.

Tek bir kelime bile etmedi.

He uttered a cry of pain.

Bir acı çığlığı attı.

((sth.)) (bir şeyi) söylemek, dile getirmek She did not utter a single word.

Eş anlamlılar: say, speak, voice, express

Orta İngilizce'de 'dışarı çıkarmak, konuşmak' anlamına gelen ve 'uter' (dış) ile ilişkili olan 'uteren' kelimesinden gelir. Fikir, düşünceleri 'dışarı' vurmaktır.

Bir şeyi 'söylemek' (to utter), düşüncelerinizi konuşma yoluyla dünyaya 'dışarı' (out) çıkarmaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.