noun

vein

damar, toplardamar, maden damarı, tarz

The nurse found a vein in his arm.

Hemşire kolunda bir damar buldu.

They discovered a vein of gold in the rock.

Kayada bir altın damarı keşfettiler.

He wrote the story in a humorous vein.

Hikâyeyi esprili bir üslupla yazdı.

a vein of (sth.) bir (şey) damarı They found a vein of silver.

in a (adj.) vein (sıfat) bir üslupla/tarzda He spoke in a serious vein.

Eş anlamlılar: blood vessel, lode, streak, style

Latince 'kan damarı, su yolu, metal damarı' anlamına gelen 'vena' kelimesinden gelir.

Bir 'vein' (damar), kan, altın veya bir yazı stili için olsun, bir çizgi veya kanal gibidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.