noun

vindication

aklanma, haklı çıkma, doğrulama

The acquittal was a complete vindication for him.

Beraat, onun için tam bir aklanmaydı.

He felt a sense of vindication.

Bir aklanma hissi duydu.

vindication for ((sb.)) (biri için) aklanma The verdict was a vindication for the defendant.

a sense of vindication bir aklanma hissi She felt a great sense of vindication.

Eş anlamlılar: aklanma, temize çıkma, beraat; Zıt anlamlılar: mahkumiyet, suçlama

'vindicate' fiilinden gelir. '-ion' eki, bir eylem veya durumu belirten bir isim oluşturur.

Başından beri haklı olduğunuzun bir 'indication' (göstergesi) olduğunu düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.