adjective

battered

hırpalanmış, yıpranmış, eski püskü, dövülmüş

He drove an old, battered truck.

Eski, hırpalanmış bir kamyon kullanıyordu.

The boxer was battered but not defeated.

Boksör hırpalanmıştı ama yenilmemişti.

She helps battered women find shelter.

Şiddet görmüş kadınların sığınak bulmasına yardım ediyor.

a battered ((noun)) hırpalanmış/yıpranmış bir (...) He found a battered old book in the attic.

Eş anlamlılar: damaged (hasarlı), worn (yıpranmış), bruised (morarmış); Zıt anlamlılar: pristine (tertemiz), new (yeni)

Tekrar tekrar vurmak anlamına gelen 'to batter' fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.

Bir 'savaş' (battle) geçirmiş ve şimdi hasar görmüş veya yıpranmış bir şey hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.