verb

warned

uyardı, ikaz etti

The sign warned of falling rocks.

Tabela kaya düşmesine karşı uyarıyordu.

I warned you not to go there.

Seni oraya gitmemen konusunda uyarmıştım.

The police warned everyone to stay inside.

Polis herkesi içeride kalması için uyardı.

warn ((sb.)) ((about/of sth.)) ((birini)) ((bir şey)) hakkında uyarmak Tabela kaya düşmesine karşı uyarıyordu.

warn ((sb.)) ((that...)) ((birini)) ...olduğu konusunda uyarmak Doktor dinlenmem gerektiği konusunda beni uyardı.

warn ((sb.)) ((not to-inf)) ((birine)) ...yapmamasını söylemek Seni oraya gitmemen konusunda uyarmıştım.

Eş anlamlılar: cautioned, advised, alerted; Zıt anlamlılar: reassured, encouraged

Eski İngilizce 'warnian' kelimesinden gelir. Bu, 'warn' fiilinin geçmiş zaman ve ortaç halidir.

Bu, 'warn' kelimesinin geçmiş zaman halidir. '-ed' eki, eylemin geçmişte gerçekleştiğini gösterir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.