adjective

watchful

tetikte, dikkatli, uyanık

A watchful guard stood at the gate.

Kapıda tetikte bir bekçi duruyordu.

She kept a watchful eye on the children.

Çocukların üzerinden dikkatli gözlerini ayırmadı.

watchful ((of sth./sb.)) (bir şeye/birine karşı) tetikte olmak He is always watchful of danger.

Synonyms: vigilant, alert, observant; Antonyms: inattentive, careless

'watch' (izlemek) ve '-ful' (dolu) ekinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'izlemeyle dolu'.

'Tetikte' gözleriyle bilinen, etrafındaki her şeyi dikkatle gözlemleyen bir baykuş hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.