adjective

weak

zayıf, güçsüz, hafif

He felt too weak to get out of bed.

Yataktan kalkamayacak kadar güçsüz hissetti.

The coffee is too weak.

Kahve çok hafif.

She is weak in mathematics.

Matematikte zayıftır.

It was a weak argument.

Zayıf bir argümandı.

((to be)) weak zayıf olmak The signal is weak here.

a weak ((noun)) zayıf bir ... He made a weak excuse.

weak ((in/at sth.)) bir şeyde zayıf olmak I'm weak at chess.

Eş anlamlılar: feeble, frail, fragile; Zıt anlamlılar: strong, powerful

Eski İngilizce'de 'esnek, uysal' anlamına gelen 'wāc' kelimesinden gelir.

'week' (hafta) gibi telaffuz edilir. Uzun ve zorlu bir 'hafta'dan (week) sonra 'zayıf' (weak) hissedersiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.