adjective

wealthy

zengin, varlıklı, servet sahibi

She comes from a wealthy family.

Varlıklı bir aileden geliyor.

The region is wealthy in oil.

Bölge petrol açısından zengindir.

a wealthy ((kişi/aile)) zengin bir (kişi/aile) He is a wealthy businessman.

wealthy in ((bir şey)) (bir şey) açısından zengin The country is wealthy in minerals.

Eş anlamlılar: rich, affluent, prosperous; Zıt anlamlılar: poor, impoverished

'Wealth' (zenginlik) ismine sıfat türeten '-y' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur.

Çok fazla 'wealth' (servet) sahibiyseniz, 'wealthy' (zengin) olursunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.