verb

wear

giymek, takmak, aşınmak, yormak

I wear glasses for reading.

Okumak için gözlük takıyorum.

The tires on the car began to wear.

Arabanın lastikleri aşınmaya başladı.

The long journey started to wear on her.

Uzun yolculuk onu yormaya başladı.

((sb.)) wear ((sth.)) (bir şey) giymek Kırmızı bir elbise giyiyor.

((sth.)) wear ((thin/away/down)) aşınmak Halı incelmeye başlıyor.

((sth.)) wear ((sb.)) out (birini) yormak Uzun yürüyüş beni yordu.

Eş anlamlılar: put on, don; Zıt anlamlılar: take off

Eski İngilizce'de 'giydirmek, örtmek' anlamına gelen 'werian' kelimesinden gelir.

'Where' (nerede) kelimesine benziyor. 'Bunu nerede giysem?' diye düşünerek kelimeyi hatırlayabilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.