adjective

wide

geniş, yaygın, açık

The river is very wide.

Nehir çok geniş.

She has a wide range of interests.

Geniş bir ilgi alanına sahip.

His eyes were wide with surprise.

Gözleri şaşkınlıkla açılmıştı.

The shot was wide of the goal.

Şut kalenin dışına gitti.

a wide (noun) geniş bir (isim) It's a wide road.

(noun) is wide (isim) geniştir The river is wide.

wide with (sth.) (~ile) açılmış His eyes were wide with surprise.

wide of (sth.) (~nın) dışına The shot was wide of the goal.

Eş anlamlılar: broad, extensive, spacious; Zıt anlamlılar: narrow, thin

Eski İngilizce'de 'geniş, engin, ferah' anlamına gelen 'wīd' kelimesinden gelir.

Bir şeyin ne kadar büyük olduğunu göstermek için kollarınızı 'wide' (geniş) açtığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.