verb

worry

endişelenmek, kaygılanmak, endişe

Don't worry about me.

Benim için endişelenme.

The noise started to worry him.

Gürültü onu endişelendirmeye başladı.

Her main worry is finding a job.

Onun asıl endişesi bir iş bulmak.

worry ((about sth./sb.)) ((bir şey/biri) için) endişelenmek She worries about her children.

worry ((sb.)) ((birini)) endişelendirmek The news started to worry me.

((sth.)) is a worry ((bir şey)) bir endişe kaynağıdır The lack of rain is a big worry.

Eş anlamlılar: (fiil) fret, be concerned; (isim) anxiety, concern; Zıt anlamlılar: relax, calm down

Eski İngilizce'de 'boğmak' anlamına gelen 'wyrgan' kelimesinden gelir. Anlamı 'rahatsız etmek, canını sıkmak' ve daha sonra 'endişe yaratmak' olarak gelişmiştir.

Bir köpeğin bir kemiği 'kemirdiğini' (worrying a bone) hayal edin - ısırıp çekiştiriyor. Endişelendiğinizde zihniniz de bir problemle aynı şeyi yapar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.