verb

yearn

özlemek, hasret çekmek, çok istemek

She yearned for a simple life.

Basit bir hayatın hasretini çekti.

He yearned to see his family again.

Ailesini tekrar görmeyi çok istiyordu.

((için)) bir şeyin hasretini çekmek Basit bir hayatın hasretini çekti.

((yapmayı)) bir şey yapmayı çok istemek Ailesini tekrar görmeyi çok istiyordu.

Eş anlamlılar: long for, crave, desire, pine for

Eski İngilizce'deki 'giernan' (arzulamak, hevesli olmak) kelimesinden gelir ve 'eager' (hevesli) ile ilgilidir.

'Yearn' kelimesinin sesi, bir özlem iç çekişi gibi uzun ve yayvandır. Birinin bir 'yıl' (year) boyunca bir şeye 'hasret çektiğini' (yearn) hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.