noun

youth

gençlik, delikanlı

She enjoyed her youth.

Gençliğinin tadını çıkardı.

The youth of today are very creative.

Bugünün gençliği çok yaratıcı.

A local youth was arrested for the crime.

Yerel bir genç, suçtan dolayı tutuklandı.

one's youth birinin gençliği She enjoyed her youth.

the youth of ((sth.)) (bir yerin/zamanın) gençliği The youth of today are very creative.

a youth bir genç A local youth was arrested for the crime.

ergenlik, gençler; Zıt anlamlılar: yaşlılık, yetişkinlik

Eski İngilizce'deki 'geoguth' kelimesinden gelir ve 'young' (genç) ile ilgilidir. '-th' eki genellikle bir durumu belirtir.

'Young' (genç) olma durumu olarak düşünün. Hem soyut 'gençlik' dönemini hem de somut 'gençler' grubunu ifade edebilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.