noun

burner

ocak gözü, brülör, yazıcı, kullan-at telefon

The soup is on the back burner.

Çorba arka ocakta.

I need a new CD burner for my computer.

Bilgisayarım için yeni bir CD yazıcıya ihtiyacım var.

He used a burner phone to make the call.

Aramayı yapmak için bir kullan-at telefon kullandı.

((bir/o)) ocak gözü (ocağın bir parçası) The soup is on the back burner.

((bir)) CD/DVD yazıcı (veri yazmak için bir cihaz) I need a new CD burner.

((bir)) kullan-at telefon (tek kullanımlık telefon) He used a burner phone.

Synonyms: ocak, ısıtıcı; yazıcı, kaydedici

'Burn' (yanmak, yakmak) fiiline, bir eylemi yapan kişi veya şeyi belirten '-er' ekinin eklenmesiyle oluşmuştur. Kelimenin tam anlamıyla 'yakan şey'.

Isı oluşturmak için 'yanan' ocağın parçasını veya kullandıktan sonra 'yakıp attığınız' bir telefonu düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.