verb

fueled

yakıt doldurmak, kışkırtmak, ateşlemek

The car was fueled before the long trip.

Uzun yolculuktan önce arabaya yakıt dolduruldu.

His ambition was fueled by his early success.

Hırsı, erken başarısıyla körüklendi.

((sth.)) yakıt doldurmak Arabaya yolculuktan önce yakıt dolduruldu.

((sth.)) körüklemek/ateşlemek Hırsı başarıyla körüklendi.

Eş anlamlılar: power, supply, stoke, incite; Zıt anlamlılar: extinguish, dampen

Eski Fransızca 'fouaille' (yakacak odun) kelimesinden, o da Latince 'focus' (ocak) kelimesinden gelir.

Bir ateşi büyütmek için ona 'fuel' (yakıt) eklediğinizi hayal edin. Bu gerçek bir ateş olabileceği gibi, bir tartışma gibi mecazi bir ateş de olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.