improvize
Çeviri
doğaçlama yapmak, geçici çözüm bulmak, uydurmak
Örnekler
The actor had to improvise his lines.
Aktör repliklerini doğaçlamak zorunda kaldı.
I had to improvise a meal with what was left.
Kalanlarla bir yemek uydurmak zorunda kaldım.
Dilbilgisi Kalıpları
((sth.)) (bir şeyi) doğaçlamak The jazz musician improvised a solo.
((with sth.)) (bir şey) ile idare etmek We had to improvise with the tools we had.
Benzer Kelimeler
Etimoloji
Latince 'öngörülemeyen' anlamına gelen 'improvisus' kelimesinden gelir. 'im-' (olumsuzluk) + 'provisus' (öngörülen) olarak ayrılır.
Hafıza İpuçları
'I'm pro vision... not!' (Ben vizyon yanlısıyım... değilim!) diye düşünün. Önceden bir vizyonunuz veya planınız yok, bu yüzden anında uydurmanız gerekiyor.