noun

offenses

suçlar, kabahatler, hakaretler, hücum

He committed several serious offenses.

Birkaç ciddi suç işledi.

His speech was full of offenses against the community.

Konuşması topluma karşı hakaretlerle doluydu.

The team's offenses were very effective last season.

Takımın hücumları geçen sezon çok etkiliydi.

((sıfat)) offenses ciddi suçlar serious offenses

((fiil)) offenses suç işlemek to commit offenses

Eş anlamlılar: suçlar, ihlaller, hakaretler; Zıt anlamlılar: savunmalar, iltifatlar

Latince 'offendere' (karşı vurmak) kelimesinden, 'of-' (karşı) + 'fendere' (vurmak).

Kuralların veya görgünün 'çitine' ('-fense') 'karşı' ('of-') vurmak gibi düşünün. 'Offenses' bu eylemlerin sonucudur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.