beguile
Çeviri
kandırmak, baştan çıkarmak, oyalamak
Örnekler
His charm beguiled everyone in the room.
Cazibesi odadaki herkesi büyüledi.
The salesman beguiled them into buying the car.
Satıcı onları kandırarak arabayı almalarını sağladı.
Dilbilgisi Kalıpları
((sb.)) (birini) büyülemek, cezbetmek Cazibesi herkesi büyüledi.
((sb.)) ((into -ing)) (birini) kandırarak (bir şey) yaptırmak Onu kandırarak sözleşmeyi imzalattı.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: charm, enchant, deceive, trick; Zıt anlamlılar: repel, disenchant
Etimoloji
'be-' (önek) + Eski Fransızca 'guile' (hile, kurnazlık).
Hafıza İpuçları
'Be guile' olarak düşünün - 'guile' (kurnaz hile) dolu olmak. Avını büyüleyen çekici bir yılan hayal edin.