adjective

believable

inanılır, akla yatkın

The story was not believable.

Hikaye inandırıcı değildi.

He is a believable witness.

O, inanılır bir tanıktır.

a believable ((noun)) inanılır bir... His excuse was not a believable story.

Eş anlamlılar: credible, plausible; Zıt anlamlılar: unbelievable, incredible

'believe' (inanmak) + '-able' ('-ebilir' anlamına gelen bir ek) kelimelerinden oluşur. Yani, 'inanılabilir' demektir.

Eğer bir şeye 'believe' (inanabiliyorsanız), o şey 'believable' (inanılırdır). '-able' eki size bunun bir sıfat olduğunu söyler.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.