verb

belittle

küçümsemek, aşağılamak, hor görmek

Don't belittle his efforts.

Onun çabalarını küçümseme.

She felt her boss was belittling her.

Patronunun onu küçümsediğini hissetti.

((birini/bir şeyi)) küçümsemek He tends to belittle his own achievements.

Eş anlamlılar: disparage, denigrate; Zıt anlamlılar: praise, exalt

'be-' (yapmak, etmek) öneki ve 'little' (küçük) kelimesinden gelir. Kelimenin tam anlamı 'küçük yapmak'tır.

Birini 'little' (küçük) veya önemsiz hissettirme eylemini düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.