verb

bequeath

miras bırakmak, vasiyet etmek

He bequeathed his fortune to charity.

Servetini bir hayır kurumuna miras bıraktı.

She bequeathed a legacy of kindness.

Nezaket mirası bıraktı.

((bir şeyi birine/bir şeye miras bırakmak)) ((bir şeyi)) ((birine/bir şeye)) miras bırakmak He bequeathed his fortune to charity.

Eş anlamlılar: leave, will, hand down, pass on

Eski İngilizce 'becweþan' kelimesinden, 'be-' (hakkında) + 'cweþan' (söylemek). Kelimenin tam anlamıyla 'vasiyetle söylemek'.

'be' + 'quest' (arayış) olarak düşünün. Bir sonraki kişiye bir 'arayış' (veya bir miras) bırakıyorsunuz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.