verb

bestow

bahşetmek, vermek, sunmak

The queen will bestow an honor upon him.

Kraliçe ona bir onur bahşedecek.

((bir şey)) ((birine)) birine bir şey bahşetmek They bestowed many gifts upon the visitors.

Eş anlamlılar: grant, confer, present, award; Zıt anlamlılar: take, withdraw

Eski İngilizce'de 'be-' (üzerine) + 'stōw' (yer) kelimelerinden gelir. Başlangıçta 'yerleştirmek' veya 'depolamak' anlamına geliyordu.

'Bestow' kelimesini birinin 'üzerine' büyük bir hediye veya onur 'koymak' olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.