preposition

beyond

ötesinde, dışında, aşırı

The mountains are beyond the river.

Dağlar nehrin ötesinde.

His actions were beyond my understanding.

Onun hareketleri benim anlayışımın ötesindeydi.

The work is beyond his ability.

Bu iş onun yeteneğinin ötesinde.

beyond ((bir şey)) (bir şeyin) ötesinde The mountains are beyond the river.

Eş anlamlılar: past, over, further than

Eski İngilizce'de 'diğer tarafında' anlamına gelen 'begeondan' kelimesinden gelir, 'be-' (yanında) + 'geondan' (ötede).

Bunu 'ötede' olarak düşünün, yani bir şeyin uzak tarafında. Ufkun 'ötesine' baktığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.