verb

bind

bağlamak, ciltlemek, zorunlu kılmak, birleştirmek

She bound the newspapers with string.

Gazeteleri iple bağladı.

This contract will bind you for one year.

Bu sözleşme sizi bir yıl bağlayacak.

Use flour to bind the ingredients together.

Malzemeleri birbirine bağlamak için un kullanın.

((bir şeyi)) ((bir şeyle)) (bir şeyi) (bir şeyle) bağlamak She bound the newspapers with string.

((birini)) ((bir şeye)) (birini) (bir şeye) bağlamak, zorunlu kılmak This contract will bind you for one year.

Eş anlamlılar: tie, fasten, secure; Zıt anlamlılar: unbind, release, free

Eski İngilizce'deki 'bindan' kelimesinden gelir, Almanca 'binden' ile ilişkilidir.

Kağıtları 'bağlayan' bir 'binder' (klasör) düşünün. Fiziksel veya yasal olarak bir şeyleri bir arada tutmak anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.