adjective

acoustic

akustik

He plays the acoustic guitar beautifully.

Akustik gitarı çok güzel çalıyor.

The band played an acoustic set.

Grup akustik bir set çaldı.

acoustic ((noun)) sesle ilgili veya elektriksel olarak güçlendirilmemiş He plays an acoustic guitar.

Eş anlamlılar: auditory, sonic; Zıt anlamlılar: electric, amplified

Yunanca 'duymaya ilişkin' anlamına gelen 'akoustikos' kelimesinden, 'akouein' 'duymak' fiilinden türemiştir.

Elektriksiz müziği düşünün - sadece doğal veya 'akustik' ses.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.