adjective

bittersweet

buruk, acı tatlı

The chocolate has a bittersweet flavor.

Çikolatanın buruk bir tadı var.

It was a bittersweet memory of our last day together.

Birlikte geçirdiğimiz son günün buruk bir anısıydı.

bittersweet bir ((isim)) buruk bir ... It was a bittersweet victory.

bir şey bittersweet'tir ... buruktur The ending of the movie was bittersweet.

Synonyms: dokunaklı, trajikomik; Antonyms: neşeli, hoş

'bitter' (acı) ve 'sweet' (tatlı) kelimelerinden oluşan birleşik bir kelime.

Mezuniyet gibi aynı anda hem hoş (tatlı) hem de hüzünlü (acı) bir olay hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.