adjective

blessed

kutsanmış, mübarek, talihli

I feel so blessed to have you.

Sana sahip olduğum için çok şanslıyım.

This is a blessed event.

Bu kutsanmış bir olay.

He lived a blessed life.

Kutsanmış bir hayat yaşadı.

kutsanmış olmak şanslı olmak I feel so blessed to have you.

kutsanmış bir ((isim)) kutsal veya mutluluk getiren This is a blessed event.

Eş anlamlılar: şanslı, talihli, kutsal, mübarek; Zıt anlamlılar: lanetli, talihsiz

'Bless' fiilinin sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacı, 'kutsanmış' anlamına gelir.

Hayatınızdaki iyi bir şey için çok şanslı veya minnettar hissediyorsanız, 'blessed' hissettiğinizi söyleyebilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.