noun

bliss

saadet, mutluluk, keyif

She found pure bliss in her quiet garden.

Sessiz bahçesinde saf bir saadet buldu.

Ignorance is bliss.

Cehalet mutluluktur.

((isim)) saadet Sessiz bahçesinde saf bir saadet buldu.

Eş anlamlılar: ecstasy, euphoria, joy; Zıt anlamlılar: misery, suffering

Eski İngilizce'deki 'blīths' (neşe, nezaket) kelimesinden gelir ve 'blithe' (neşeli) ile ilgilidir.

Kulağa 'bless' (kutsamak) gibi geliyor. Sanki kutsanmışsınız gibi mükemmel bir mutluluk hali hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.