verb

blossom

çiçek açmak, gelişmek, serpilmek

The cherry trees blossom in spring.

Kiraz ağaçları ilkbaharda çiçek açar.

Their friendship blossomed over the years.

Onların dostluğu yıllar içinde gelişti.

((özne)) çiçek açar Kiraz ağaçları ilkbaharda çiçek açar.

((bir şey)) ((bir şeye)) dönüşür Fikirleri bir işe dönüştü.

Eş anlamlılar: bloom, flower, flourish; Zıt anlamlılar: wither, fade

Eski İngilizce'deki 'blōstm' (çiçek), özellikle meyve ağacı çiçeği kelimesinden gelir.

Genellikle 'kiraz çiçekleri' (cherry blossoms) gibi meyve ağaçlarıyla ilişkilendirilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.