blossoming
Çeviri
çiçek açan, gelişen, filizlenen
Örnekler
She is a blossoming young artist.
O, gelişmekte olan genç bir sanatçı.
Their friendship was a blossoming romance.
Onların arkadaşlığı filizlenen bir aşktı.
Dilbilgisi Kalıpları
a blossoming ((isim)) başarılı bir şekilde gelişen bir ismi tanımlar. She is a blossoming young artist.
Benzer Kelimeler
Eş anlamlılar: flourishing (gelişen), thriving (serpilen), developing (gelişmekte olan); Zıt anlamlılar: withering (solan), declining (gerileyen)
Etimoloji
'blossom' (çiçek açmak) fiilinin şimdiki zaman sıfat-fiil hali, Eski İngilizce 'blōstm' (çiçek) kelimesinden gelir.
Hafıza İpuçları
Olumlu büyüme ve gelişme fikrini hatırlamak için yavaşça açan bir çiçek tomurcuğu ('blossoming') hayal edin.