adjective

boiling

kaynayan, çok sıcak, öfkeli

The water is boiling.

Su kaynıyor.

It's boiling hot today.

Bugün hava cehennem gibi sıcak.

He was boiling with anger.

Öfkeden deliye dönmüştü.

((olmak)) boiling (... bir şey) kaynıyor The water is boiling.

((olmak)) boiling hot cehennem gibi sıcak olmak It's boiling hot in this room.

((olmak)) boiling with ((sth.)) (... ile) öfkeden deliye dönmek She was boiling with rage.

Eş anlamlılar: hot, scalding, scorching; Zıt anlamlılar: freezing, cold

'to boil' (kaynamak) fiilinin sıfat-fiil hali. Latince 'bullire' (köpürmek) kelimesinden gelir.

Bir tencereden buhar çıktığını hayal edin. Hem suyun 100°C'deki gerçek durumunu hem de mecazi olarak çok sıcak olma veya çok kızgın olma hissini tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.