adjective

bored

sıkılmış, canı sıkkın

I am bored with this game.

Bu oyundan sıkıldım.

The students looked bored during the lecture.

Öğrenciler ders sırasında sıkılmış görünüyordu.

sıkılmış olmak sıkılmış olmak Öğrenciler sıkılmış görünüyordu.

sıkılmış olmak ((from/with sth.)) (bir şeyden) sıkılmış olmak Bu oyundan sıkıldım.

Eş anlamlılar: ilgisiz, bezgin; Zıt anlamlılar: ilgili, heyecanlı

'to bore' fiilinin geçmiş zaman ortacı, bir duyguyu tanımlamak için sıfat olarak kullanılır.

Duyguların genellikle '-ed' kullandığını (I am borED), duyguya neden olan şeyin ise '-ing' kullandığını (the film is borING) unutmayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.